Düşünce tarihinde akıl, beyin ve ruhla birlikte bir kişinin özünü anlamanın üçlü yolunu oluşturur. Bir zamanlar filozoflara göre hayati önemdeki ruh, bugün büyük ölçüde ilahiyat ve dinin konusudur, beyinse tersine gündelik konuşma diline nispeten kısa bir süre önce girmiştir, ama “akıl” hem gündelik dilde varlığını sürdürmüş (“aklında tut”, “aklını başına topla”, “aklını kaybetti”) hem de tasavvur, düşünce ve tahayyül gibi daha yüksek amaçları düşündürmüştür. Öte yandan, beyin hakkında kaleme alınmış pek fazla şiir yoktur, ama akıl hakkında yazılmış şiir sayısı çok fazladır. Bilgisayar bilimine dayanan bir metaforla, beynin donanım, aklın yazılım olabileceği söyleniyor. Bu metaforu en basit biçimine indirdiğimizde bir denklemle karşılaşıy... 🔎Devamını Oku
Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez. Sokrates Yaşanmamış hayat sorgulanmaya değmez. Amerikalı psikolog Sheldon Kopp Yaş aldıkça yapraktan çok ağaç gibi hissetmeye başlarız. Bizi toprağa bağlayan köklerimiz ve sarsılsa da kırılmayan dallarımız olur. Tıpkı meşe palamudunun ağaca dönüşmesi gibi her insanın kendi potansiyeline doğru büyümek şeklinde doğal bir dürtüsü vardır. Ancak hiçbirimiz meşe palamudu değiliz, dolayısıyla büyüyünce meşe ağacı olmayacağız. Ama her birimiz (ömür müsaade ederse) “yirmili yaşlar” dönemini yaşayacağız… Ama bazen esen rüzgârlar daha ciddi olabilir. İş yerinde “Kovuldun!” sözünü duymak, ödemeniz gereken borçlar ve ev kredisi varken daha korkutucudur. Ancak daha önce benzer fırtınalara tanık olmuş yaşı daha b... 🔎Devamını Oku